15 Ocak 2017 Pazar

Kızılayda On Dakika

Kızılay'da bir kaldırımda yalnız oturuyordum. Mutlu değildim ama mutsuz da sayılmazdım, iyi değildim ama kötü olduğum da söylenemezdi. Hasta değildim ama canım yanıyordu. Ölü değildim ama yaşadığımdan da emin değildim.

Bitmek üzere olan sigaramla paketten yeni çıkardığım sigaramı yaktım. İnsanlar işine gitmek için koşuşturuyordu. Ben ise sanki o saatte Ankara’nın ayazını yemek için oturmuş, zatürre olmayı bekliyordum. Belki de ölmek için bir nedene ihtiyacım vardı ve bende o nedeni arıyordum Kızılay'da, saat yedi buçukta.

İnsan bazen sırf halinden şikayetçi olabilmek için hüzünlü olmayı seçer. Ve yaşamak batıyormuş gibi ölümü seçer. İnsan bazen ağlamayı seçer. Çünkü ağlamak da bir ihtiyaçtır ve ağlamayan gözlerden gerçek gülücükler çıkamaz. Ben ağlamıyordum o sabah ama gülmüyordum da. Sonunda mutlu olamayacağımı bilerek sürdürdüğüm güzel şeylere son vermiştim gecesinde. Yavaş yavaş ve planlı bir şekilde. “Bitti" ne güzel bir kelime. Bitti diyorsun ve bitiyor güzel yada kötü şeyler, hatta hayat bile. Bütün emekler, bütün beklentiler, belki hayaller.

Ben iyi bir adam olamadım ama kötü bir adam da değildim. Şimdi ise kötü bir adam mıydım yoksa iyi bir adam mı bir türlü çözemiyordum. Belki biraz iyi, birazda kötüydüm. Bende her şey ya karanlık yada aydınlıktı. Mesela ya severdim yada nefret ederdim. Oysa hayatta sadece karanlık ve aydınlık yoktu, alacakaranlığın binlerce tonu vardı hayatta. Belki ben ve verdiğim kararlar alacakaranlığın sadece bir tonuyduk. Etrafıma baktım ve gördüğüm herkesin aslında karanlığı beklediğini fark ettim

Bitmek üzere olan sigaramla yeni sigaramı yaktım ve derin bir nefes çektim. Üflediğim duman, ağzımdan çıkan buharla birleşip küçük bir bulut oluşturdu. O bulutta bütün hayallerimi gördüm. Bütün sevdiklerimi ve sevmediklerimi, beklentilerimi gördüm o bulutta. Annem de o buluttaydı ablamda. aşık olduğum kadınlar ve diğerleri de. Sonra o bulut hayatım gibi yavaşça yok oldu gitti, Kızılay'da, saat sekize yirmi kala.

Yalan Masallar ve Gerçek Hayatlar

Bence usta Gepetto kişilik bölünmesi yaşayan bir ruh hastasıydı. Yaptığı tahta kuklanın canlandığını düşünüp o kukla gibi davranıyordu. Ve Rapunzel kemoterapi gören bir kadının uzun saçlı olduğunu hayal emesiyle meydana geldi. Külkedisi o kadar silik bir tipti ki onu AŞTİ’deki simsarlar bile görmüyordu. Ona aşık olan dingil bile onu ayakkabıları olmadan tanıyamadı. Donkişot emekli bir generaldi. Emekli olduğu için bütün forsunu kaybetti ve kendini dağa taşa vurdu. Pamuk prenses kocasından dayak yiyen yedi çocuklu bir ev kadınıydı. Ev işleri, kaynana dırdırı ve yedi baş belası ile uğraştığı için kafayı yemiş hikayede olanları hayal etmişti.
Adalet

İnsan günahlarının bedelini bazen dünya da çeker. Bu hem adaletlidir hemde ahirette çekmekten daha iyidir. Adaletli olması, hakkına girdiği kişinin içinin soğumasıdır.

Sigara Hayattır


Küçük yaşta olmama rağmen yaşadığım bunca şey beni sık sık intihara itiyordu. Bu ilginç bir şekilde hayatımı kolaylaştırıyordu. Lisede bir yıl sigara içmemiştim. Bırakmadım ama içmedim de. Öyle sigarayı bırakmak daha kolay oluyor. İntihar edebileceğini bilip yaşamakta buna benziyor. O da yaşamayı kolaylaştırıyor. Tabi sonra geri başladım sigaraya. İnsan sigaraya niye başlar bilemem ama neden bırakamaz onu biliyorum. Çünkü yaşamak zorundadır…

MUTLULUK ve BAŞARI

Not: Bu yazı özel bir şirket için benim tarafımdan hazırlanmış bir kişisel gelişim eğitiminin yazıya dökülmesi ile oluşturulmuştur.


0.     Mutluluğun Size gelmesini beklemeyin

Mutluluk nedir? Benim tabirimle mutluluk, karşılaşılan durumlara, sıkıntılara sizim bakış açınızdır. Aslında mutluluk bir tercihtir. Hadi bunu beraber inceleyelim.

1.     Mutluluk tercih meselesidir

Her şeyden önce şunu bilin ki hayatta aldığınız bütün sonuçlar sizin tercihlerinizin sonucudur. Başınıza gelen her şeyden siz sorumlusunuz. Şu an yaptığınız işten, okuduğunuz okuldan ve bölümden, kötü alışkanlıklarınızdan, aldığınız sınav sonuçlarından... Eğer bunu kabullendiyseniz asıl konumuza gelelim.

Hayatta elde etmek istediğiniz şeyleri önce gerçekten istemelisiniz. “Ben neden hep mutsuzum?” demeden önce “Ben mutlu olmak istiyor muyum?” diye bir sorun kendinize. Mutlu olmak için önce kendinizde uygun ortamı ayarlayın.

2. Eğer şu anda bulunduğun yerden memnun değilseniz bunu değiştirmek sizin elinizde. Ne duruyorsunuz hadi yerinizi değiştir.

Adam arkadaşının evine ziyarete gitmiş. Sobanın arkasında minderin üzerinde yatan köpeği görmüş. Köpek acı ile ama kısık sesle inliyormuş. Adam sormuş; “Bu köpek neden durmadan inliyor!”
Cevaplamış köpeğin sahibi; “Çünkü yattığı yerde çiviler var..”
“Eee, o zaman neden ayağa kalkmıyor?”
Cevap : “Demek ki canı yeterince acımıyor!..”

Bu gün bulunduğunuz yer bir kaç yıl önceki tercihlerinizin sonucudur. Örneğin; bu gün okuduğunuz üniversiteyi bir kaç yıl önce ÖSYS tercihlerinde seçmiştiniz. Bu gün çalıştığınız işi bir kaç yıl önceki iş başvurularınız belirledi. Bu gün evli olduğunuz kişi bir kaç yıl önceki duygularınız belirledi. Kısacası bu günü dün belirledi. Yarını ise bu gün belirleyecek. Eğer düne ve bu güne üzülerek yaşamaya devam ederseniz yarınınız bu günden daha kötü olacaktır. Hayatınızın yönünü siz belirliyorsunuz. Suçu kadere, yaratıcıya, aileye, çevreye ve diğerlerine bulmak size hiç bir şey kazandırmayacak. Başkalarını suçlamayı, sızlanmayı bırakın! Şikayet etmekten vazgeçin! Durmayın harekete geçin. Açın gözlerinizi artık. Hayat sizin onu nasıl, nerde ve kiminle yaşayacağınıza siz seçiyorsunuz. Eğer gerçekten bu gününüzden şikayetçiyseniz, bu kötü gidişi sadece siz değiştirebilirsiniz. İlahi bir haber gelmeyecek Birileri sizi ittirmeyecek. Kız çocukları gibi ağlayarak kazanmayı mı bekliyorsunuz?

 “Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil.”
Samuel Beckett

3. Sorunları sevin çünkü onlar her zaman sizinle olacaklar.

Düşünün ki bir hapishanedesiniz. Öyle bir hapishane ki; sabah, öğle, akşam açık büfe yemek veriliyor, teknolojinin bütün nimetleri elinizin altında. Sevdikleriniz her an açık görüşe gelebiliyor. Ama siz hapishanedesiniz. Ne kadar mutlu olursanız olun hep bir sıkıntı olurdu içinizde değil mi? İşte dünyada bir hapishanedir. Ve bu hapishanede size ne verilirse verilsin her zaman bir sıkıntı olacaktır. Ve ömrünüz bu sıkıntıları çözmekle geçecektir. Bu yüzden sıkıntıları, sorunları sevin. Onlara alışmakla yetinmeyin. Çünkü çözdüğünüz her sıkıntı size tecrübe, özgüven, saygınlık, para mutluluk gibi kazançlar sağlayacaktır. Yani aslında çözdüğünüz her problem size kar olarak geri dönecektir. Ve unutmayın ki “her kriz bir fırsattır.”

4. Kendinize değer verin. Hiç bir sorun sizden daha büyük değil.

Her defasında söylediğim gibi sorunlar her zaman olacak her zaman bir sıkıntınız olacak. Hiç bir sıkıntınız olmasa bile “neden şu an daha iyi durumda değilim?” diye düşünerek sorun çıkaracaksınız. İşte mutlu olmak isteyen insanlar sorunları sever onlarla barışıktır. Çünkü sorun varsa sorun yoktur. Bir sorununuzun olmaması hiç bir şey yapmadığınızı gösterir.

Dünya da ki en önemli kişi sizsiniz. Düşünsenize ağaçlar sizin için oksijen üretiyor, yağmur sizin için yağıyor, dünya sizin için dönüyor, ve hatta bütün evren, bu mükemmel düzen sizin için var. Kısacası hiçbir şey sizden daha önemli değil. Kıymetini bilin ve hayatınızı size layık yaşayın.

Peki bu kadar mükemmel ve kıymetli bir varlıkken hangi sorun sizden daha büyük ve daha önemli olabilir ki?

5. Etki alanına odaklanmak

Etkili İnsanların Yedi Alışkanlığı kitabında ki 7 alışkanlıktan biri de etki alanına odaklanmaktır. Ben bu başlığı biraz konumuza göre yorumladım. Her gün sayısız sıkıntıyla boğuşuyoruz. Okul, iş aile vesaire... Bütün bu sorunlara rağmen mutlu olmak istiyorsanız sorunu karşınıza alın ve ona şöyle bir bakın. Siz bu sorunu çözmek için bir şey yapabiliyor musunuz, yoksa bu durum karşısında yapabilecek hiç bir şeyiniz yok mu?

Eğer yapabileceğiniz bir şey varsa onu nasıl yapacağını düşünün. Eğer yapabileceğiniz bir şey yoksa kendinize bir ders çıkarın ve etki edebileceğiniz sorunlarınıza odaklanın en azından başka sorunların büyümesine neden olmasın.

6. Proaktif olmak

Yine Etkili İnsanların Yedi Alışkanlığı kitabından başka bir alışkanlıkla devam edelim. Uzun süreli mutlu olmanın yolu proaktif olmaktan geçer. Proaktif olmak sorunları daha olmadan fark edip bu sorunlara çözüm üretmektir.  Eğer proaktif olursanız sorunlara hazırlıklı olacağınız için mutluluğunuz en az zararla sorundan kurtulacaksınız. Böylece uzun vadede mutlu olmuş olacaksınız.
Ayrıca proaktif olmak sorunların sebebini kendinde aramak ve çözümünde yine kendi elinde olduğunu bilmektir. Suçu başkasına atarak, çözümü başkasından bekleyerek mutlu olamazsınız.

7. Kimse mutsuz ve negatif insanlarla bir şeyler yapmak paylaşmak istemez

Mutlu olan insanların çevresi mutsuz olanlardan daha kalabalıktır. Çünkü çok az insan kendisine negatif enerji veren, sürekli şikayet eden reaktif (Proaktif olmanın zıttı) insanlarla vakit geçirmek ister. Negatif ve mutsuz insanlar çevrelerine de negatiflik verirler buda onları yalnızlığa iter.

Sosyal paylaşımlarınız da bu konuda çok önemlidir. Sosyal paylaşım ağlarında
pozitif paylaşımlar yapmanız insanların sizi daha çok ısınmasını sağlar ve sizinle vakit geçirme isteği oluşturur. Buda sizi mutluluğa ve başarıya yaklaştırır.

8. Zor olan her şey güzel değildir ama Güzel olan her şey zordur

Bu hayatın bize bir hediyesidir aslında. Etrafınıza baktığınızda güzel olan ne varsa bir bedeli vardır.  Bu bedeli ödemeden kazandığımız hiç bir şey kıymetli olmayacaktır.

Örneğin; .ekilişten kazanılan bir cep telefonu ile 3 aylık çalışma sonucu kazanılan parayla alınan cep telefonu arasında fark vardır. Tabi ki çalışma sonucu alınan daha kıymetlidir. Buradan da anlaşılacağı gibi bedelini ödemediğin güzelliğin kıymetini de bilmezsin. Milli piyangodan kazanılıp, talihlisine ömrü boyunca mükemmel bir hayat sunan para var mı? Talihlilerin neredeyse hepsi piyangoyu kazanmadan önceki halinden daha kötü bir halde hayat sürüyorlar. Nedeni kazanılan paranın hakkedilmemmiş bedeli ödenmemiş olmasıdır. Para kolay geldiği için kıymeti yoktur.

“Yokuş aşağı gitmek kolaydır ama güzel manzara tepeden seyredilir.”
Henry Ward Beecher

9. Mutlu olmak istiyorsanız mutlu olun, Koşullandırmayın

Mutlu olmak için nedenlere ve bahanelere ihtiyacınız yok. Eğer mutlu olmak istiyorsanız çözüm çok basit, mutlu olun.
“Bir BMW sahibi olsam çok mutlu olacağım.
Okul bir bitsin çok mutlu olacağım.
Bu ihaleyi kazanırsam çok mutlu olacağım.” gibi mutluluğu koşula bağlayan durumlar mutluluğunuzu ertelemenize neden olur. Eğer mutlu olmak istiyorsanız bunu bir şeylerle bağdaştırmayın. Evet bir BMW sahibi olursanız mutlu olursunuz ama bu arabanın sahibi olmak sizi mutlu değil de daha mutlu yapsın.

Allah bazen elinden oyuncağını alır yerine daha iyisini vereceği için, sen dert etme Can, O seni senden daha çok düşünür.
Allah De Ötesini Bırak Kitabı

10. Değişim

Yaşam tarzınızdaki değişiklikler mutluluğunuzu etkileyen en büyük etkendir. Bunu şahsen test edip farkı gördüm. Mutlu olmak istiyorsanız değişime karşı koymayın. Saçlarınızı, kıyafetlerinizi, ayakkabılarınızı, müzik zevkinizi, teknolojik aletlerinizi kısacası değiştirebildiğiniz her şeyi zamanı geldiğinde değiştirmekten çekinmeyin.

Müslüman mahallesinde salyangoz satılmadığı gibi, hüzün içeren müzikler dinleyerek de mutlu olunamaz. Arabesk, arabesk rap, fantezi müzik gibi insanların sürekli dert yakındığı, şikayet ettiği müzikler dinleyerek mutlu olmayı beklemeyin çünkü çok beklersiniz. Eğer bu tarz müzikler dinliyorsanız değişim için bunu da kullanıp artık daha hareketli müzikler dinleyerek hayatınızdaki küçük değişimlerle mutluluğu yakalayabilirsiniz.

11. Şikayet etme, şükret!

“Bütün sıkıntılar neden beni buluyor?
Ben hiç mutlu olamayacak mıyım?
Ahmet olmasaydı böyle olmayacaktı.
Aynur çözüm için hiç bir şey yapmıyor.
İşlerim hep mi kötü gidecek?”

Çevrenize bir bakın şikayet eden insanlar her zaman mutsuz insanlardır değil mi? Bunun nedeni reaktif olmaları. Şikayet eden insanlar suçu hep başkalarında bulur ve yine başkalarının çözüm üretmemelerinden dert yakınır. Ama çözüm için bir şeyler yapmayı düşünmez bile. Eğer mutluluk istiyorsanız şikayet etmekten vazgeçin ve çözüm için sizde elinizi taşın altına koyun. Yatarak bile başarıya ulaşılabilir bkz. tavuklar, ama şikayet ederek asla başarıya dolayısı ile mutluluğa ulaşmayı beklemeyin.


12. Mutlu edin, mutlu olun

Mutlu olmanın en güzel yollarından biri de mutlu etmektir. Gerçek mutluluklar yaşamak ve bunları kalıcı kılmak için yapmanız gereken şey daha fazla insanı mutlu etmektir. Bu gerçekten de kolay bir alışkanlıktır. Çünkü çevremizde küçük  şeylerle mutlu olabilecek birçok insan var. Sokaktaki bir çocuğu bir küçük şekerle mutlu edebilirsiniz. Sevdiğiniz bir arkadaşınıza bir gömlek alarak onu mutlu edebilirsiniz. Bir hafta sonu huzur evine gidip bir saatliğine hiç tanımadığınız yaşlıları mutlu edebilirsiniz. İhtiyacı olan bir çocuğun okul ihtiyaçlarını karşılayarak onu mutlu edebilirsiniz. Ve daha niceleri. Emin olun bu ve bunun gibi iyilikler iyiliği yaptığınız kişiden çok sizi mutlu eder. 

13. Sevin

Mutluluğun anahtarı sevgidir. Mutlu olmak istiyorsanız sevin. Neyi sevdiğiniz hiç önemli değil yeter ki bir şeyleri sevin. Önce kendinizden başlayın sevmeye. Çünkü kendisine faydası olmayanın başkasına da faydası olmaz. Sonra çocukları sevin, hayvanları, ailenizi, arabanızı, marketteki kasiyeri, doktorunuzu... Karşılıksız sevin sadece. Ne demişler “İyilik yap denize at. Balık bilmezse hâlik bilir.”

14. Kişilerin hayatını etkilediğinizi unutmayın

 Ortalama bir insan her gün en az 2 kişi ile tanışır. Yani yılda yaklaşık 730 kişi ile tanışıyoruz. Birçoğu belki de bir daha görmemek üzere hayatımızdan silinip gidiyor. Peki ya kalanlar? Kalanlar sizden neler kazanıyor? Onlara ne katıyorsunuz? Paylaşmakta sevgi gibidir. Ne kadar çok hayatın değişmesini sağlarsanız o kadar mutlu olursunuz. Gidin ve yeni hayatlara dokunun.

15. Daima gülümse

Mutlu olmak gülümsemektir. Henüz dişleriniz varken, gülmek ve gülümsemek için bu kadar neden varken, mutlu olduğunu dosta düşmana böyle kocaman göstermek için gülmeye ihtiyacınız var.  Gittiğiniz ortamda selamla muhabbetle karşılanmak istiyorsanız kapıdan güler yüzünüzle girin. Unutmayın ki gülümsemek bulaşıcı ve bedavadır.

Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim.
Aldoux Huxley

16. Düşünceniz Hayatınızı Etkiler

Söyledikleriniz düşüncelerinizi, düşünceler hayatınızı etkiler. Bu yüzden kendiniz yada başkaları hakkında ne söylediğinize dikkat edin.

Kendini kandırmak deyimini bilirsiniz. Kendini kandırmak önce kulağa kötü gelse de bunu iyi bir şekilde kullanmak sizin elinizde. Eğer insanlara sürekli kendiniz hakkında olumsuz şeyler söylerseniz hem insanlar hem de siz kendiniz hakkında olumsuz düşüncelere kapılacak, kendinizden nefret etmeye başlayacaksınız. İşte aksi içinde bu geçerlidir. Yani kendiniz hakkında bir şey söylemeniz gerektiğinde olumsuz düşünseniz bile olumlu şeyler söyleyerek kendinizi kandırın. Böylece zamanla kendinizi kandırdığınızı unutup bunun  gerçek olduğuna inanacaksınız.

Bonus: Kendinize bir slogan belirleyin  

İşler her zaman yolunda gitmez. Evdeki hesap her zaman çarşıya uymaz. Kısacası bazı günler her şey üst üste gelir ve sizi mutluluğundan eder. O günlerde kendinizi güldürmek ve mutlu etmek için kendinize bir slogan belirleyin.

Ben o sıkıntılı gün geldiğinde kendi kendime Kardeş Payı dizisi karakteri Sezai Usta’nın repliği olan “Hava ne gadar güzel yaa!” diyorum ve bu bana bu sıkıntıların geçici olduğunu, her şeyin olacağına vardığını hatırlatıyor. Sonuç olarak gülümseye devam ediyorum ve zaten her şey de olacağına varıyor. Sizde bir slogan belirleyin kendinize. Canınızı sıkan şeyler olduğunda sloganınızı hatırlayın ve gülümseye kaldığınız yerden devam edin. Mutlu bir ömür geçirmeniz dileğiyle...